Yamaha D'elight Yakıt Tüketim Bilgileri

19 Eylül 2018 Çarşamba

Fenni Muayene Tamam (Yapılan İşlemler ve Kontroller)

D'elight'ı ilk fenni muayeneye götürüşümün üzerinden 2 yıl geçti ve yenileme zamanı geldi çattı. Geçen hafta randevu aldım ve bugün muayene için TUVTÜRK'ün yolunu tuttum.


Randevu saatinden 15 dakika önce istasyona ulaşarak sıra numaramı aldım. Kısa bir bekleyiş sonrası, gişe görevlisine muayenenin evrak işlemini yapması için ruhsat ve kimlik kartımı verdim. İşlemin tamamlanmasının ardından 115,64.-TL 'lik muayene ücretini de ödedim. Daha sonra belirtilen perona geçerek muayene sıramın gelmesini bekledim.

Peron önündeki bekleyişim, araç yoğunluğundan dolayı (Büyükşehir Belediyesi topluca araçlarını getirmişti) 30 dakika kadar sürdü. Sıramın gelmesi ile 15 dakika gibi kısa bir sürede muayene işlemim tamamlandı. Uzun far ayarının hatalı olmasından kaynaklı hafif kusur ile muayeneyi geçtik.


Yapılan işlemler ve kontroller;
  1. Şasi numarası tespiti
  2. Kilometre tespiti
  3. Ön ve arka lastik ebatlarının tespiti ve diş derinliği kontrolü (Michelin 110/70-12)
  4. Ön, arka ve kombine fren kontrolü
  5. Fren lambası kontrolü
  6. Plaka lambası kontolü
  7. Ön ve arka sinyal lambası kontrolü
  8. Kısa ve uzun far ayarı kontrolü
  9. Gidon boşluk kontrolü
  10. Ön çatal kontrolü
  11. Ön ve arka amortisör kontrolü
  12. Korna kontrolü
  13. Egzoz sesi kontrolü
  14. Benzin depo kapağı kontrolü
  15. Plaka kontrolü (Kesinlikle delik, vida, yama, boya olmayacak)






31 Ağustos 2018 Cuma

Bir Depo (4,4lt) ile 230 Kilometre

O bir yakıt cimrisi!

Dün D'elight'ın deposunu bir kez daha doldurdum. Ve gördüm ki yakıt tüketiminin istikrarını korumasının yanı sıra çok az da olsa aşağı yönde hareket ile ortalama tüketim değeri 1,91 lt/100km olmuş.

Lokumun deposu 2,92 litre benzin alarak doldu. Bir önceki benzin alışımda motor 15520 kilometre iken şimdi 15673 kilometreye gelmişti. Demek oluyor ki 153 kilometre yol almışım. D'elight'ın depo hacminin 4,4 litre olduğunu biliyoruz. Bu durumda küçük bir hesap ile bir tam depo benzin ile gidebileceğimiz yolu bulabiliriz. 2,92 litre benzin ile 153 kilometre yol yaptık ise 4,4 litre ile ne kadar yapabilirizin hesabı olarak (4,4x153)/2,92=230,54 kilometre sonucuna ulaşıyoruz. 


Söz konusu 1,91 lt/100km değerine hangi koşullarda ulaşıldı ondan da söz edeyim. Düz yol oranı daha fazla olmak üzere her türlü yol koşulu vardı. Motorda eşimle birlikteydik. Eşim 60 ben 78 kiloyum. Demek ki motor 138 kilo taşımış. Kısa sürüşler yerine her marş sonrası 45 ile 60 kilometre arası sürüşler yapıldı. Hızımızı 55 ile 65 km/h aralığında tuttuk. Trafiğin durumuna göre daha yavaşladığımız zamanlar olmuştur ama kesinlikle daha hızlanmadık. 110/70/12 ölçülerindeki Michelin Pure lastiklerimize 25 ön/29 arka yerine öne 28/arkaya da 32 psi hava bastık. Hava sıcaklığı 30 ile 32 derece aralığındaydı. Birkaç sefer dışında sert esen rüzgar yok denecek kadar azdı.

D'elight'ın 0 ile 15673 kilometreler arasındaki ortalama yakıt tüketimi ise 2,46lt/100km

Diğer yakıt alım ve tüketim değerlerini merak edenler, motoru 0 kilometrede aldığım günden bugüne kadar eksiksiz tutuğum ve sizlerle paylaştığım ilgili sayfadan ulaşabilirler. Bu sayfa, benzin fiyatlarının nereden nereye geldiğini göstermesi açısından da önemli.

Yakıtı koklayan, bakım masrafı az olan ve neredeyse hiç sorun çıkarmayan Lokumu her geçen gün çok daha fazla seviyorum.

Anlayışınıza sığınarak şu tavsiyelerde bulunacağım; Lokumunuzu yumuşak kullanın. Bence en konforlu ve ekonomik hız aralığı 50-70 km/h. aralığı. Gaza yüklenerek ani hızlanmalardan ve ani yavaşlamalardan sakının. Trafiği iyi takip ve tahmin ederek kinetik enerjinizi korumaya çalışın. Sürüşünüze hassasiyet takın. Kontrollü sürüş sadece yakıt ekonomisi ile sınırlı kalmayacaktır. Bakım maliyetleriniz düşecek, motorun parça ömrü uzayacaktır. En önemli getiri olan kişisel güvenliğinize ise elbette paha biçilemeyecektir.

Sürücülük hem sizin hem de yolcunuz için hayati önem taşıyan bir iştir. Lütfen ciddiye alın!

15 Ağustos 2018 Çarşamba

Motor Sürmek, Yürümek, Doğayı Keşfetmek, Akşamları da Kamp Yapmak

Motorunuza atlayıp güzel yollarda sürün. Yolun bittiği yerde ise motorunuzdan inin ve doğa ile bütünleşmek için yürüyün. Bu sayede sadece spor yapmakla kalmayacak, unutulmaz bir macera da yaşayacaksınız. Günümüzde milyonlarca kişi tarafından gerçekleştirilen trekking sporu ile keyfinize keyif katacaksınız.


Trekking, İngilizce “trek” kelimesinden türetilmiş bir sözcük. Trek, “yürüyerek çıkılan uzun yolculuk” anlamına geliyor ve size bu spor ile ilgili bilmeniz gereken en temel şeyi de anlatmış oluyor. Bu noktada “yürüyüş” ile “trekking” ayrımını yapmak lazım, zira ilki günü birlik yapılan seyahatleri, ikincisi ise günler sürebilen yolculukları ifade ediyor. Diğer bir deyişle, sırt çantanızı tıka basa doldurduysanız, yanınıza ihtiyaç duyabileceğiniz tüm malzemeleri almışsanız ve bir süre geri dönmeyi düşünmüyorsanız… Gerçek anlamda trekking yaptığınızı söyleyebiliriz. Nitekim, aynı nedenle bu spor “backpacking” (sırt çantalı yolculuk) adıyla da biliniyor.


Bu aktivite uzun süreli olacağı için, başlamadan önce gerekli hazırlıkları iyi yapmak büyük önem taşıyor. İhtiyacınız olan ilk şey, geniş kapasiteye sahip bir sırt çantası. Bu çanta, size gerekecek her şeyi barındıracak kadar büyük olmalı. Trekking yaparken bütün ihtiyaçlarınızı kendi başınıza gidermeniz gerekiyor. Dolayısıyla yemek, barınma, uyuma ve hijyen gibi çok değişik klasmanlarda yer alan ürünleri temin etmeniz gerekmekte. Giysi seçiminiz de ayrı bir önem taşıyor. Trekking kıyafetleri olarak bilinen özel giysiler, sizi hem hava koşullarından korur hem de rahat etmenizi sağlar. En önemlisi de ayakkabı seçiminiz olacaktır. Bu uzun yürüyüşte mutlaka özel trekking ayakkabısı kullanmalısınız. Hatta mevsim ve arazi şartlarına göre, yeri geldiğinde outdoor botlarını.


Kıyafet ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra, sıra diğer temel ihtiyaçlara geliyor. Yolculuğunuz boyunca size yetecek kadar yiyecek almakla işe başlayın. Bu yiyeceklerin kurutulmuş ve havası alınmış olması önemlidir. Bu sayede yiyecekleriniz daha uzun süre dayanıp, hava koşullarının etkisiyle bozulmayacaklardır. Su konusuna çok takılmayın, bir miktar su size yeterli olacaktır. Çünkü rotanız boyunca temiz su kaynaklarının yanından geçeceksinizdir... Dolayısıyla, gereksiz yere su depolamayın. Ancak yemeğinizi pişirmek, çayınızı kahvenizi yapmak için küçük bütan ocakları ve kağıt tabaklar taşımak iyi bir fikirdir. Plastik ve/veya doğada çözünemeyen hiçbir şey kullanmamanız önemlidir. Trekking’in en önemli prensibi, doğada iz bırakmamaktır. Doğada geçirilen zamanın yorgunluğunu atmak ise konforlu bir uykudan geçer. Bunun için de iyi bir çadır, uyku tulumu ve uyku pedi edinmeniz çok önemlidir.

Hatırlatmak isterim ki; Tüm bu malzemeler, içinde bulunulan mevsim koşullarına göre değişkenlik gösterir. Kış mevsiminde bir yolculuğa çıkacaksanız, kış koşullarına uygun malzemeleri yanınıza almalısınız. Ve elbette sizi yarı yolda bırakmayacak, kalitesi ve dayanıklılığı tartışılmaz malzemeler kullanmalısınız.


Trekking yapmak için ihtiyacınız olan tek şey, keyifli bir rotadır. Bu etkinliği tek başınıza yapabileceğiniz gibi, grup halinde de gerçekleştirebilirsiniz. Ancak amaç doğayla bütünleşmek olduğu için, tanımadığınız bölgelerde tek başınıza olmamanız önem taşır. Bir bölgeyi iyice tanıyana dek daima gruplar içinde kalın ve aranızda deneyimli bir rehber bulunmasına özen gösterin. Bundan sonrası basit. Doğayla baş başa geçireceğiniz günler sizi bekliyor. Gün boyu motor sürüyor, yürüyor, doğal güzellikleri kokluyor, hissediyor, seyrediyor... akşamları da kamp yapıyorsunuz. Uzun bir yolculuk bu, her anını doyasıya yaşamanız gerekiyor. Dikkat etmeniz gereken en önemli şey, her şeyi bulduğunuz gibi bırakmak. Yani doğayı kirletmemeye özen göstermeniz büyük önem taşıyor.

İyi eğlenceler :)

20 Temmuz 2018 Cuma

0 - 15140 Kilometre İstatistikleri

16000 kilometrede yapılması gereken periyodik bakımı biraz erken (15106 kilometrede) yaptırarak yola devam ediyorum. Periyodik bakım öncesi son yakıt tüketimi 1,92 lt/100 km'ye düşmüştü. Bakım sonrası ilk benzini bugün aldım ve yine 1,92 lt/100 km tüketim değerini yakaladım. Bu da gösteriyor ki tesadüfi bir değer değil. Doğru şartlar bir araya geldiğinde D'elight kolaylıkla çok ama çok ekonomik olabiliyor. Bunun için periyodik bakımlarınızı ihmal etmemenizi, lastik hava basınçlarını (Ön 25 / Arka 29 psi) düzenli kontrol etmenizi, gaz koluna nazik davranmanızı, trafiği iyi takip ederek olabildiğince az frenle kinetik enerjinizi korumanızı, ağır yükler taşımamanızı hatta benim gibi kilolu iseniz zayıflamanızı öneririm :))


Gelelim yakıt tüketimi konusundaki (0 ile 15140 kilometre) istatistiki bilgilere.

  • Toplam mesafe - 15140 Kilometre
  • Alınan toplan yakıt miktarı -377,05 Litre
  • Toplam maliyet - 1.863,18 Lira
  • Toplam dolum sayısı - 109

  • Ortama dolum - 3,46 Litre
  • Ortalama dolum faturası - 17,093 Lira
  • Kilometre başına ortalama maliyet - 0,12 Lira yani 12 Kuruş
  • Günlük ortalama maliyet - 1,27 Lira
  • Aylık ortalama maliyet - 38,76 Lira
  • Ortalama yakıt tüketimi - 2,47 Lt/100 Kilometre
  • En iyi yakıt tüketimi - 1,92 Lt/100 Kilometre
  • En kötü yakıt tüketimi - 3,46 Lt/100 Kilometre

Bu bilgiler ışığında; Yamaha D'elight'ın çok ekonomik bir ulaşım aracı olduğunu söylemek zor olmasa gerek. D'elight'ı aldığım günden bugüne kadar ki tüm yakıt alım ve tüketim bilgilerini, ilgili sayfada paylaşmaya devam ediyorum. Merak edenler bu sayfaya da göz atabilirler. [Tıklayın]

13 Temmuz 2018 Cuma

Problemsiz Bir Motosiklet Sürüşü İçin

Problemlerden uzak bir sürüş için; Eğitimli ve deneyimli yani iyi bir sürücü olmalısınız.

Zaten iyi iseniz kendinizi daha iyi yapmaya çalışın. Hepimiz yollarda acemi, duyarsız, kural tanımaz sürücülerle sık sık karşılaşıyoruz. Ayrıca otomobil sürücülerinin büyük bir çoğunluğu sürüş esnasında ya telefonla konuşuyor ya da telefonları ile (mesaj vs.) ilgileniyor.  Ne yazık ki motosiklet sürücülerinin sürücü hatalarına karşı bir korumaları yok. Onları daima potansiyel bir tehlike olarak görmeli ve savunmada kalmalısınız. Savunmada kalmak demek, sürekli çevrenizi gözleyip analiz ederek, en güvenli konumda beklenmeyeni beklemek demektir. Yani olacakları, olmadan ön görmeli ve ona göre davranmalı ya da önceden tedbir almalısınız. Beyniniz, motorunuzun 1 ile 2 dakika önünde gitmelidir ki bunlar için zamanınız olabilsin.
Siz, iyi sürücü olmak denince ne düşünüyorsunuz?


Sadece trafik kurallarına uymak mıdır? Üstün sürücü yeteneklerine sahip olmak mıdır? Virajları çok hızlı alabilmek midir? Yavaş sürüp muhtemel tehlikeleri önceden fark edebilmek midir? Hiç kaza yapmamak mıdır? Bir sürü diploma, sertifika, madalya… vs. toplayan mıdır? Yoksa motoru tek tekere kaldırabilmek midir?

Tanımınız ne olursa olsun iyi sürücülüğün temel unsurları, sürüş esnasında riskleri azaltma isteği ve motivasyonudur. Bu, sürüş becerisi ve hepsinden öte olumlu bir zihin yapısı ile başkalarının hayatına saygılı bir kişilik ister. Hareketlerinin diğer insanlar ve sürücüler üzerinde ne etki yapacağını düşünen, eğitim düzeyi yüksek bir bilinç ister. Bunlar olunca da otomatikman sorunlardan kaçınmak için gereken bilinç, strateji yapma düşünce ve davranışı devreye girer.

Sürücülük hayati önemde bir iştir. Ciddiye alın!


10 Temmuz 2018 Salı

Düzenli Bakım ve Temizlik Motorunuza Değer Katar

Temizlik süreklilik gerektiren bir iştir ve bu nedenle hergün yapılmalıdır. Sanılmasın ki hergün temizlik yapmak zor bir iştir. Tam tersine! Hergün temizlenen şey çok daha kolay, hızlı ve az bir emekle ışıl ışıl olur.

Benim temizlik anlayışın iki aşamadan oluşuyor.

1. Kirletmemeye Özen Göstermek

Hava karlı, buzlu ise motoru yola çıkarmayı bırakın, brandasını bile açmıyorum. Yağmurlu havada biraz daha esneğim ama zorunlu olmadıkça yine kullanmamayı tercih ediyorum. Şartlar gereği motoru çıkarmam gerekirse de döner dönmez bir kova su ile kirler kurumadan yıkıyorum. Çünkü; Çamur motor üzerinde kurursa çok daha fazla su ve emek harcamam gerektiğinden bu işi hemen yapıyorum.


Kuru havalarda ki günlük her kullanım sonrası nemli bir mikrofiber bez ile üzerindeki tozu alıyorum. Toz miktarı fazla ise yarım kova su ve temiz bir sünger ile yıkayıp, iyice kuruluyorum. Bir süre havalandırarak dar alanlardaki suyun, nemin buharlaşması için süre tanıyorum. Sonrasında ise branda ile koruma altına alıyorum. Oldu ya! Bir sebepten dolayı temizleyemediysem motoru örtmüyorum. Her zaman tam olarak temizlenmiş motoru örttüğüm için brandanın içi kirlenmiyor ve motora zarar vermiyor. İç kısmı kirlenmiş bir brandanın yarardan çok zarar vereceğini unutmayın. Brandanın doğal şartlarla kirlenen dışını ise ara ara yıkayarak temizliyorum. Sonrasında brandayı güneşli ve havadar bir yerde iyice kurumaya, havalanmaya bırakıyorum. Tam anlamı ile kuruduğundan emin olduktan sonra motoru örtüyorum.

2. Haftalık, Aylık Temizlik / Cila


Haftalık ve aylık olmak üzere düzenli aralıklarla motorumu çok daha detaylı yıkıyorum.

Haftalık temizlikte; Yıkadıktan sonra Turtle Wax'ın ıslak cilasını uyguluyorum. Kurularken aynı zamanda parlatıyorum.

Aylık temizliklerde ise yıkıyor, kuruluyor ve sonrasınca Turtle Wax'ın cilası ile cilalıyorum. Uyguladığım cila kuruyup mat bir görünüm aldıktan sonra pamuk ile cilayı temizliyorum. Parlatma işini temiz bir mikrofiber bez ile yapıyorum. Cila ve parlatma sonrası boyalı yüzeyler ilk günkü parlaklığına kavuşuyor. Cila uygularken plastik bölgelere bulaşmamasına çok ama çok özen gösteriyorum. Kazara bulaşması durumuna karşı yanımda ıslak bir bez bulunduruyor ve hemen bu bez ile bulaşan bölgeden cilayı iyice temizliyorum. Dikkat etmezseniz, cila bulaşan plastik bölgede kalıcı hasara neden olursunuz. Ayrıca cila uygulamasını gölgede ve olabildiğince tozsuz bir ortam veya zamanda (açık havada yapıyorsanız rüzgarın fazla olmadığı bir zaman) yapmalısınız.


14 Haziran 2018 Perşembe

12 Mayıs 2018 Cumartesi

Yeniden Plaka Basım İşlemleri (Deliksiz Plaka)

Motorlarımı aldığımda bayi tarafından tescil işlemleri yapılıp, plakaları çıkarılmış ve montajları da yapılmıştı. İşte bu sırada plakalar delinmişti ve o zaman herhangi bir sorun teşkil etmiyordu. Ama değişen yönetmelik ile plakadaki bu delikler hem trafikte hem de fenni muayenede sorun olmaya başladı.



Trafikte yakalanırsanız "Yönetmeliğe Aykırı Plaka" nedeni ile 480.-TL para cezası ile karşılaşıyorsunuz. Fenni muayenede ise ağır kusur nedeni ile muayeneden geçemiyorsunuz ve plakanızı yeniden bastırıp, muayene tekrarına gitmeniz gerekiyor.


Hem cezai işlemle karşılaşmamak hem de muayene tekrarına kalmamak için, uygun bir zaman yakalayıp, plakalarımı yeniden bastırdım. Ankara'daki işlemler şu şekilde ilerliyor; (Diğer illerdekiler de mutlaka benzerdir.) Motor üzerinden plakanızı söküp, araca ait ruhsat ve kimliğiniz ile birlikte Emniyete gidiyorsunuz. Randevu gerekmeksizin 1 veya 2 nolu bankoya plakanızı teslim edip, delik nedeni ile tekrar bastırmak istediğinizi söylüyorsunuz. Görevli memur söktüğünüz plakayı alıp, yeniden basımı için bir evrak düzenleyerek size veriyor. O evrakla plaka basım atölyesine gidiyorsunuz. Evrağı verip, 17.-TL'lik ödemenizi yapıyor ve ödemenize ait makbuzunuzu alıyorsunuz. (O makbuzu saklayın çünkü makbuzu göstererek plakanızı alacaksınız.) 20 - 30 dakika gibi bir sürede plakanızı basıp teslim ediyorlar. Bu anlattıklarım muayene zamanı henüz gelmemiş olanlar için. Muayeneden ağır kusur ile kalanlar ise TUVTURK'ün düzenlediği belge ile Emniyete gitmeden direkt plaka basım atölyesine gidiyorlar.

19 Nisan 2018 Perşembe

Güzel Bir Gelişme

17 Nisan 2018 itibari ile Türkiye Motosiklet Platformu üye ve destekçi kulüpler arasında ki yerimizi aldık. Hayırlı olsun.


12 Mart 2018 Pazartesi

İlk Yardım ve Acil Müdahale

Motosiklete biniyorsanız, yaralanmayı önleyici en önemli faktörlerin başında koruyucu ekipmanlar olduğunu biliyor olmalısınız. Mutlaka kaliteli kask, eldiven, bot, korumalı ceket/pantolon ya da tulum kullanınız. Belki bunlar hayatınızda bir kere gerekli olur ama ciddi yaralanmaları önler, hatta hayatınızı kurtarabilir. Yanınızda bir cep telefonu ve ilk yardım seti olsun. Mümkünse yalnız sürmeyin. Yanınızda bir arkadaşınızın olması güvenlik ve yardımlaşma açısından idealdir.

Bir kazaya rastladığınızda çabuk düşünmeli ve çok dikkatli davranmalısınız. Şayet yaralı nefes alıyorsa kesinlikle kaskını çıkarmağa çalışmayınız. İlk iş olarak ambulans çağırınız. Panik ve gürültü yapmadan bilgileriniz doğrultusunda hareket edin.

Boyun:

Boyun böylesinde omurilik çok yoğundur, sinir dokuları yumuşaktır ve kemikler serttir. Eğer boyun kırılmışsa, en küçük bir yanlış hareket omuriliği zedeleyebilir. Bunun sonuçları yaralı için felakettir. Kazazedenin durumu kurtarılabilir vaziyetteyken sizin en ufak bir yanlış şekilde hareket ettirmeniz onu öldürebilir ya da felç olmasına sebep olabilir. En yüksek şüphe indeksi ile yaklaşın. Bu durumda “Dikkat” anahtar kelimedir. Kişinin bilinci kapalıysa ya da boyun, omuz, kol veya bacaklar bölgesinde ağrı veya uyuşma şikayetleri varsa, siz oynak bir boyun kırığı ya da çatlağı ile karşı karşıyasınız demek olabilir. Bu durumda kişi çok acil bir tehlike ile karşı karşıya değilse ( yanan bir enkazın içinde) nefes alımı devam ettiği müddetçe kazazedeyi hareket ettirmeyin. Ayrıca şu konuyu tekrar etmekte fayda var. Kesinlikle kaskını çıkarmağa kalkışmayınız!

Hızlı Bir Travma Kontrolü:
Uzmanlar ‘’Önce zarar vermeyin’’ derler. Acele davranışlar, yardım etme adına gelişigüzel bilinçsiz davranışlar yapmayınız. Bağırıp çağrışmayınız. Ambulans çağırınız. Sonra sakinleşiniz, derin bir nefes alınız ve aşağıdaki bir dakikalık travma kontrolünü yapınız.
1. Hastanın durumunu kesin belirlemeden ya da acil bir tehlike yoksa kıpırdatmayınız.
2. Kazazedeye ne olduğunu sorunuz. Konuşmasındaki berraklık ya da berraklığın olmaması kişinin durumu konusunda bir fikir verebilir.
3. Boyun bölgesinde bir ağrı ya da uyuşma olup olmadığını sorunuz.
4. Baş ve göğüs bölgesinde yaralanma olup olmadığını kontrol ediniz.
5. Karın bölgesinde bir hassaslık ya da gerilme var mı kontrol ediniz. İç organlarda yaralanma olabilir.
6. Kol ve bacak gibi uzuvları yumuşak bir tarzda yoklayınız.

Asfalt Yanıkları/Sürtünmeler:
Özellikle donanımsız hatta şort ve T-Shirt ile motor sürenlerde görülen bu tip yaralanmalar çok acı verir. Kaybolan doku çok fazla ise ileri seviye yanıklarda olduğu gibi enfeksiyon gelişimi ölüme neden olabilir. Bu durumda; Önce yaralanan bölge bol su ve sabunla yıkanmalıdır. Bu çok acı veriyorsa önce buzla kompres uygulanmalıdır. Yaralı bölgeyi yıkamadan üzerindeki pislikleri temizlemeye kalkışmak enfeksiyonun yayılmasına sebep olur. Yıkamadan sonra antibiyotik solüsyonlar kullanılmalıdır. Sonra yara üzerinde kalan taş/pislik ne varsa alın. Steril bir iğne bunun için idealdir. Sonra yarayı tekrar yıkayın ve antiseptik merhemler uygulayın. Unutmayın ki bu tür yaralar çok acı veren yara türüdür. Bu nedenle nazik ve dikkatli davranın.

Kanamalar:
Tüm kanamalar bir şekilde durur. Bunun erken veya geç olması size bağlıdır. Yara üzerine direkt basınç uygulamak bu işin anahtarıdır. Bu parmak, temiz bir bez ya da T-Shirt olabilir. Ömenli olan temiz bir materyal olmasıdır. Hastayı yatırın ve yarayı kalp seviyesinin üstünde tutarak bandaj uygulayıp kanamayı yavaşlatın.

Suni Solunum ve Kalp Masajı:
Kalp durduğunda, vücuda kan pompalanmaz, kan basıncı sıfıra düşer ve nabız kaybolur. Bu durumda, yaşamsal önem taşıyan beyin ve akciğer gibi organlara kan pompalanmayacağından geçen her saniye hastayı ölüme biraz daha yaklaştırır. Kalp durduktan sonra, 10 saniye içinde, kişi bilincini kaybeder ve uyaranlara yanıt vermez. Böyle bir durum ile karşılaştığınızda, sakin olmak çok önemlidir.

Temel Yaşam Desteği, yapay solunum ve kalp masajı kısımlarından oluşur. Bunlar sayesinde, oksijenlenmiş kanın yaşamsal önem taşıyan organlara ulaşması sağlanır.  Temel Yaşam Desteğini aşağıdaki basit 3 basamak ile uygulamanız hayat kurtarıcı olabilir.

UYARI : Çalışan kalbe kalp masajı yapılmaz!

Eğer Suni solunum ve kalp masajını yeterli derecede bilmiyorsanız veya eğitimin almadıysanız hastaya müdahale etmeyin. Öncelikle çevrenizde bu işin eğitimini alan olup, olamadığını kontrol edin.

Öncelikle 112'yi arayın. Acil servise detaylı konum vermeyi de sakın unutmayın. Bu durumlarda dakikalar çok önemlidir. Hastanın uyaranlara cevap verip vermediğini kontrol edin.

Solunumu kontrol edin. Durmuş ise suni solunuma başlayın. Hastayı sırtüstü yatırın. Yanına dizüstü çökün ve bir elinizi hastanın alnına, diğer elinizi ensesine koyarak, başını hafifçe arkaya doğru eğin. Düzenli nefes alıp almadığını kontrol edin. (hastanın ağız ve burnuna doğru ayna yaklaştırarak, aynanın buğulanıp buğulanmadığını kontrol edebilirsiniz) Bazen kalp durduğunda bir kaç dakika, homurtu veya horlamaya benzer solunum sesleri duyulabilir. Bu tip solunum'a Agonal solunum denir ve dolaşımın durmuş olmasına rağmen, beyindeki solunum merkezinin bir süre daha, solunum için uyarı göndermesi sonucu olur. Bu durum sizi yanıltmasın! Bu kalbin hala çalışıyor olduğu anlamına gelmez. Hasta uyaranlara yanıt vermiyor ve nefes almıyorsa (veya anormal nefes alıyorsa) temel yaşam desteği uygulamaya başlayın.

Hasta normal nefes alıp vermiyorsa, bir eliniz hala hastanın ensesinde, diğer elinizle burnunu kapatın ve ağızdan ağza nefes verin. İşlem sırasında hastanın ağzına mendil veya tülbent gibi, havanın geçişini engellemeyecek ince bir kumaş örtülebilir. Başınızı hastanın göğsüne çevirip, hareket edip, etmediğini kontrol edin. Verdiğiniz her nefeste hastanın göğsü kalkıp iniyorsa, uyguladığınız yapay solunum amacına ulaşıyor demektir. Bir nefes daha verin.

 

Solunumun Sağlanması: 
Hava yolu açılmasına rağmen yaralı nefes alıp vermiyorsa acilen suni solunum uygulamasına başlanır.

İlkyardımcı, Suni solunumu beş şekilde yapabilir:

1-Ağızdan ağıza
2-Ağızdan buruna (ağızda ciddi yaralanma olanlar ya da çenesi kilitlenenlerde)
3-Ağızdan ağızla buruna birlikte (bebeklerde)
4-Holger - Nielsen metodu
5-Silvester metodu

Ağızdan - Ağıza Suni Solunum Metodu: 
En sık kullanılan ve hasta/yaralıya en faydalı yöntemdir. Hasta sırtüstü yatırılıp başı geriye doğru hafifçe itilir. İlkyardımcı hastanın yan tarafına geçer. Başı alından tutan elin baş ve işaret parmakları hastanın burun deliklerini kapatır. İlkyardımcı derin bir nefes alır ve ağzını hastanın açık olan ağzına direkt dayayarak nefesini hastaya verir. Sonra ağzını çekip hastanın nefes vermesine fırsat tanır. Erişkin bir insana dakikada 12 defa olmak üzere her 5 saniyede bir suni solunum yapılır. Bebeklere ise dakikada 20 defa, her 3 saniyede bir yapılmalıdır. Bebeğe nefes verirken göğüs hareketleri izlenmelidir.

Ağızdan - Buruna Suni Solunum Uygulama:
Hastanın dişleri kilitlenmiş açılamıyorsa veya kazadan dolayı ağız çevresinde yaralanma varsa, kısacası ağızdan - ağıza metodu uygulanamıyorsa bu metod seçilmelidir. Bu metot sırasında hasta yine aynı pozisyondadır, ilkyardımcı bu defa hastanın çenesinden tutup ağzını kapatır ve burnundan hava verir.

Suni solunum sırasında mideye hava dolabilir, bu gibi hallerde hastayı yana çevirerek göbek ile kaburgalar arasına hafifçe bastırılarak hava boşaltılabilir.

Ağızdan -Ağız ve Buruna Birlikte Suni Solunum Uygulama:
Özellikle küçük çocuklar ve bebeklerde uygulanması mümkün olan bir metottur. Bebeklerin solunum sayısı daha fazla, ağız, burun ve akciğerleri daha küçük olduğundan bebeklere yapılacak suni solunum ağız ve burundan birlikte sık aralıklı, daha az güçte nefes verilerek yapılır. Verilecek hava miktarı göğsün kalkmasına yetecek kadardır.

Sırttan Bastırma, Dirseklerden Kaldırma Metodu (Holger - Nielsen metodu):

Ağız ve burun yaralanmalarında bu metot uygulanır. Bu metot da hasta yüzükoyun yatırılıp, elleri başı hizasında birleştirilir, başı yana çevrilir ve ellerinin üzerine yatırılır. İlkyardımcı yaralının baş tarafına geçer, yaralının dirseklerinden tutup 25-30 cm kaldırır, bu şekilde yaralı nefes almış olur, sonra yavaşça yerine bırakıp sırtından bastırır, bu şekilde de yaralı nefes vermiş olur.

Silvester Metodu:
Bu metot uygulanmadan önce hasta sırtüstü yatırılır, ilkyardımcı yaralının baş tarafına geçer, ellerinden tutup her iki yana ve yukarıya doğru açar, bu şekilde yaralı nefes almış olur, sonra yaralının ellerini bırakmadan göğsünden bastırır, bu şekilde yaralı nefes vermiş olur.

Bu metotlar dışında sağlık personelinin uyguladığı ve bir ağızlık ya da bir kese yardımı ile yaptığı suni solunum tipleri de vardır. Ancak bu uygulamalar profesyonel ekiplerce yapılır.


Nabzı Kontrol Edin ve Kalp Masajına Başlayın.

İki parmağınızı adem- elmasına (tiroid kıkırdağı; boynun ön tarafında, orta hattaki çıkıntı)
koyun ve soluk borusunun yanındaki çukura parmaklarınız kaydırın.

Nabız atıyorsa, bu noktada parmak uçlarınızla hissetmeniz gerekir. Eğer nabız alamıyorsanız veya emin değilseniz kalp masajına başlayın. Ellerinizi, bir eliniz diğerinin üstünde olacak biçimde, hastanın iki göğsünün arasına, orta hatta yerleştirin.

Bu şekilde, her seferinde 3-5 cm'lik bir hareket sağlayarak, saniyede yaklaşık 1-2 kez olmak üzere (80-100/dakika), 15 kez bastırın. (Masaj sırasında çatırtı sesi duyabilirsiniz. Korkuya kapılmayın.! Ses kıkırdak veya kemik kırılması sesi olabilir. Böyle bir durumda kalp masajının yapılmaması, kemik kırılmasından daha tehlikelidir. Masaja devam edin!)

Tekrar 2 nefes verin ve kalp mesajını tekrarlayın. Yardım ulaşana kadar bu işlemleri yapmaya devam edin.

 

Eğer hastaya yardım edebilecek 2 kişi var ise, bir kişi suni solunumu, diğer kalp masajını hiç ara vermeden uygulamalıdır. Bu durumda, temel yaşam desteği sırayla, 1 suni solunum, arkasından 5 kalp masajı şeklinde devam etmelidir.

Özetleyecek Olursak;

Yardım gelene kadar tekrarlanmak üzere temel yaşam desteği :

1 kişi ile : 2 yapay solunum + 15 kalp masajı (80-100/dk)

2 kişi ike : 1 yapay solunum + 5 kalp masajı (80-100/dk)

Ek Bilgi - Çocuklarda Kalp Masajı Nasıl Yapılır?

Çocuklara kalp masajı yapılırken daha hassas davranılmalı ve aşırı yüklenilmemelidir. Çocuklara kalp masajı yapmak için elin 3. ve 4. parmağını göğüste memelerin ortasının 1 - 1.5 cm kadar altına koyarak,  göğüs 1.5 - 3 cm kadar çökecek şekilde nazikçe bastırılarak kalp masajı yapılır.

En az 3 dakikada bir kalbin kendi kendine çalışmaya başlayıp başlamadığını anlamak için nabız kontrol edilmelidir. Kalp kendiliğinden çalışmaya başladığı anda Kalp Masajına son verilmelidir. Kalp kendiliğinden çalışmaya başlamadıysa, tıbbi yardım gelinceye kadar uygulamaya devam edilmelidir.

Şok:
Ölümcül bir durumdur: Aşırı kan kaybı ya da tansiyon düşmesinin sebep olacağı derin depresyonlar ileri yanma, derin yaralar, kanamalar vs sonucunda olur. Kazazedenin bedeni kendini olumsuz yönde kapatmağa başlar. Özellikle yoğun kan kaybının sinir sistemi üzerindeki etkisi buna sebep olur. Kazazedenin nefes darlığı veya sığ nefes alıp vermesi, renginin sararması, bitkinlik, nabız atışlarının zayıflaması ve bilinç kaybı şoka girdiğini gösterir. Kanamayı kontrol altına alıp bu işaretlere dikkat ediniz. Kanın beyne gitmesi için ayakları yukarıda olacak şekilde yere yatırın. Vücut ısısını muhafaza için bir battaniyeyle sarın. Şok çok kötü bir durumdur, kötüleşme hasta normal görünse bile aniden gelişebilir. Bu yüzden kazazedenin verdiği işaretleri kontrol etmek önemlidir. Gözünüzü ondan ayırmayın.

Sıcaktan Dolayı Bitkinlik, Güneş Çarpması:

Yeterli sıvı almadan sıcak havada uzun sürüşler yapmak, farketmeksizin tükenmenize sebep olur. Aşırı terlemeler, renk solgunluğu, kramplar, mide bulantısı vs. buna işaret eder. Kişiyi derhal gölgeye alın, buz veya ıslak bezle kompresler yaparak hastayı soğutun. İçmesi için bir miktar su verin. Kolonya vs gibi alkol içeren maddelerle hastayı ovmayın. Aşırı ısı çarpmalarında beyin çalışmasını durdurur ve kişi kendi beden sıvılarınca pişirilmeğe başlar. Sonuçta terleme durur, deri sıcak ve kuru bir hal alır. Kişi komaya dahi girebilir. Bu durumda olan kişi ne pahasına olursa olsun soğutulmalıdır. Nefes alması durursa ağızdan ağıza nefes takviyesi işlemi de gerekebilir. Ağızdan su alımı bu durumda işe yaramaz. Hastaya hastanede damaryolu açılarak, damardan verilecek serumlarla su takviyesi yapılmalıdır.

Kırıklar:
Kırıklara müdahale kırığın hareketsizleştirilip, kırık tahtası ile sarılmasına bağlıdır. Kırık tahtası yerine kalın gazete kağıdından rulo, tel ya da tahta parçaları kullanılabilir. Kırık desteğini yaranın etrafına koyun (dönmüş kol veya bacağı düzeltmeğe çalışmayın) elastik bir bandajla sarın. Kırık olan yaralı kısmı hareket ettirmeyin ve ambulansı bekleyin. Köprücük kemiği kırıklarını sabitleyemezsiniz bu yüzden kolun yaralı tarafını askıya alın ve bir bandajla üst kolu göğse sarıp sabitleyin.

Bu bilgiler genel amaçlıdır. Müdahale edebilmeniz için “İlk Yardım Eğitimi” almış olmanız gereklidir.

1 Mart 2018 Perşembe

Bajaj Adventurer 400

Bajaj motosiklet pazarında hızla yükseliyor. Kullananların memnuniyeti, kaliteli bayi ve servis ağı, ucuz parça ve bakım maliyeti bu yükselişe büyük katkı sağlıyor. Bajaj pazara girdiği ilk günden bugüne kadar ürün yelpazesini de genişletiyor.
 
 
Küçük ve orta sınıf için Bajaj'ın yeni enduro motosikleti "Adventurer 400" oldukça göz dolduruyor. Ancak bu iddialı model henüz Türkiye pazarında bulunmuyor. Pazara girmesi halinde yüksek talep göreceğine kesin gözü ile bakılıyor.

3 Şubat 2018 Cumartesi

Kötü ya da Pis Yakıtın Yarattığı Problem


Birkaç hafta önce D'elight'ım kalkışta ve 10 ile 20 km/h hızlara düşüp yeniden hızlanırken  titreme, tekleme, öne doğru silkeleme yapmaya başlamıştı. İvmelenmesi için gazı sonuna kadar açmam gerekiyordu. Doğal olarak bu tatsız durum oldukça canımı sıkmıştı. Yakın bir tarihte 13000 km bakımını yaptırdığımdan, soluğu doğruca serviste aldım. Bakımda hava filtresi, yağ ve buji değiştirilmişti. Bu sefer benim isteğimle varyatör ve debriyaj söküldü. Herhangi bir sorun olmadığı görüldü, temizlenerek yerlerine takıldı. En son aldığım yakıtın kötü ya da pis olabileceği düşüncesi ön plana çıkmaya başlayınca, depoyu hızlıca bitirmeye çalıştım. Kerata az benzinle, çok yol yaptığından bu iş biraz zaman aldı. Bu süre içinde motordan soğumanın eşiğine geldim. Çünkü o yağ gibi giden motorum, bildiğiniz traktöre dönüşmüştü. Yakıtın yarım deponun altına düşmesi ile hemen depoyu farklı bir istasyonda doldurdum. Canımı sıkan bu sevimsiz durum azalsa da iki gün öncesine kadar devam etti. İki gün önce depodaki yakıt dip noktaya gelince depoyu yeniden doldurdum. Bu dolum sonrası D'elight'ımın keyfi yerine geldi. Motorum canlı, pürüzsüz gidişine dönerek yeniden hayat buldu. Elbette ben de...

Benzin aldığım marka ve istasyon konusunda genelde tutucuyumdur. Her yerden benzin almam. Buna rağmen, başıma böyle tatsız bir durum geldi. Neyse ki problem çözümlendi ve herhangi bir kalıcı soruna ve hasara neden olmadı.

26 Ocak 2018 Cuma

Takip Mesafesi, Reaksiyon Hızı ve Güvenli Alan İlişkisi

Motosiklet sürüşü eğlencelidir ve dürüst olmak gerekirse hız çoğaldıkça daha da eğlenceli olur. Ama şunu unutmayınız; Hızınız arttıkça güvende olabilmeniz için tüm şartlar (trafik, yol, motorunuzun ve sizin durumunuz, hatta seyir halindeki diğer araçların ve sürücülerin durumu) uygun olmalıdır. Reaksiyon verebilmek için gereğinden daha uzun bir süreyi kendinize tanıyın. Bunun için de; Hızınız artıyorsa, sizinle diğer vasıtalar (önünüzde ve arkanızda) arasında daha fazla mesafe bırakın.

Bir motosiklet sürücüsünün görme ve görülme becerisini geliştiren tekniklerden biri de "Güvenlik Alanı" veya "Güvenlik Balonu" adını taşır. Bunun amacı; Kendi aracınızla diğer araçlar arasında, güvenli bir alan oluşturmaktır. Önünüzdeki, arkanızdaki ve yanınızdaki araçlarla aranızda boşluk bırakın. Bu güvenlik alanı sadece trafikteki durumu daha iyi görmenizi sağlamakla kalmaz, size çok önemli tepki verme süresini de kazandırır. Ayrıca bir kaçış yolu, alternatif bir sürüş ve görüş açısı sağlar.

Önünüzdeki araçla aranızda en az 2 saniyelik mesafe olmalıdır. Bu, size tepki süresi kazandırır. 2 saniyelik takip mesafesini ayarlayabilmek için; Öndeki aracın geçtiği sabit bir nokta temel alınır ve araç o noktayı geçtiği andan itibaren saymaya başlanır. "280-281" saymayı bitirene kadar o noktaya ulaşamadıysanız, gereken 2 saniyelik süreyi yakalamışsınız demektir. Motosikletinizle seyir halindeyken önünüzdeki ve arkanızdaki araçlarla "en az 2 saniyelik" mesafeyi sağlayarak ideal bir "Güvenlik Alanı" oluşturulması gerekmektedir.

Ancak dikkate alınması gereken pek çok değişken olduğundan, yukarıda da söz etmiştim. Bunlara ilave olarak; Hava durumunun (çok sıcak veya çok soğuk) sizdeki olumsuz etkilerine, yolu ve çevreyi tanımadığınıza, trafiğin hızlı aktığı..vs koşullara bağlı olarak 3 ya da daha fazla saniyelik takip mesafesine ihtiyaç duyabilirsiniz. Seyir halindeyken gözlerinizin hiçbir nesneye 1 sn'den fazla takılmasına izin vermeyin. Böylece gidiş hattınızı etkileyen her şeyden haberdar olmanız kolaylaşır. Seyir halindeyken daima "en" ileriye bakın, izleyin, öngörün. Böylelikle, önünüzde gerçekleşebilecek bir olumsuzluğa önceden tedbir alabilirsiniz.

Güvenli sürün, sağ kalın ve sürmeğe devam edin.

20 Ocak 2018 Cumartesi

Sağlam ve Ucuz Koruma Zinciri


İlginizi çeker düşüncesi ile paylaşıyorum.

Motoru bağlamak için mağzalardan yüksek rakamlara alışveriş yapmaya gerek yok. Belirli ve üst sınıf özellikleri olan zincir ve ucuna de aynı özelliklerde bir kilit işinizi görecektir. Piyasadan bunlar uygun fiyata bulunabilir.

• Öncelikle asansörlerde kullanılan yüksek karbonlu zincirler var, asansörlerin karşı ağırlıklarını ve tehlike anında kabini taşıması için kullanılan. Bu zincirler çelik makası ile kesilemiyor, taş motoru ile uğraşarak kesilebiliyor ancak. Asansör zinciri olarak araştırdığınızda çıkar, uygun bakla kalınlığında istediğiniz uzunlukta kestirebilirsiniz. Ben bir tur topcase taşıma demirlerinin içinden geçtikten sonra arka lastiği rahatlıkla kitleyebilecek uzunlukta kestirdim. Asansör zinciri satanlar, bunların dış yüzeyini uzun vadede korozyondan korumak için makaron ile kaplarlar, ancak onlar makaronu tüm zincir boyunca ısıtıp sıkılaştırdıkları için zincirin hareket kabiliyeti kısıtlanır; size sorduklarında tüm zincir boyunca her iki ucundan birer bakla dışrıda kalacak şekilde makaron geçirmelerini ve her iki ucundan da sadece ikişer ya da üçer bakla üzerinde ısıtıp sıkılaştırmalarını isteyin. Böylelikle zincirin tamamı makaron ile kaplanmış olur ancak hareket kabiliyeti rahat ve sorunsuz olur

• Kilit olarak da multilock’ın asma kilitlerineden kullanabilirsiniz. Onlar da güvenlik sınıflarına göre kalite kalitedir. İyi bir çilingire ya da nalbura giderseniz size multilock’ın en üst güvenlik sınıfındaki kilidini önereceklerdir. Daha önce dükkanı soyulan esnafın tamamı bir daha olmaması için gidip bu asma kilitten alır.

ARA Riders Googlegroups alıntısıdır.

15 Ocak 2018 Pazartesi

Motosiklette Aynalar Nasıl Ayarlanmalı

Motorunuzdaki ayna tipi ve büyüklüğü, arkanızda göremediğiniz kör alanların büyüklüğünü belirler. Alanlar ne kadar küçükse sürüş sırasında o kadar çok alanı görebilir, buna bağlı olarak da güvenle sürüş yapabilirsiniz. Unutmayın ki; Motosiklet sürüşünde "Bilgi Toplama ve Bu Bilgiyi Değerlendirme" son derece önemlidir. Hayatidir!


Can kurtaran bakış dediğimiz ve her sollama öncesi, hat değişimi öncesi, frenleme öncesi ve kavşaklara yaklaşırken yapılan omuz üzerinden hızlı ve kısa bir geriye bakış atma davranışına ek olarak, arkamızdaki trafiği tüm sürüş boyunca her 8-10 saniyede bir aynalarınızdan kontrol edilmesi şarttır. Bu sebeple ayna ayarlarınızı arkanızdaki göremediğiniz alanları en küçüğe indirecek şekilde ayarlamanız gerekir.

Arkanızın sürekli aynalarınız vasıtasıyla kontrol altında tutulması motosiklet sürücüleri için vazgeçilmezdir. Şayet sizi ürkütecek şekilde bir araç arkanıza yaklaşmışsa ya da sizi sollamışsa ve siz ancak bu araç sizi geçerken fark edip ürkmüşseniz, siz arkanızı kontrol altında tutmuyorsunuz demektir.

Aynaları nasıl ayarlamanız gerektiği:

Aynada dikkat edilmesi gereken ilk nokta siz hareket edip yer değiştirdikçe arkanızın görünümündeki değişiklikleri gösteren doğru uzaklık açısının elde edilebilmesidir. Aynalardaki görüntülerin uzantılarının bir yerde birbirleri ile kesişmesi demektir. Yani birinin göremediğini diğeri gösterebilmelidir. Aynalar size, yeterince uzağı gösterebilecek şekilde yüksek ayarlanmalıdır. Hemen arkanızdaki yol yüzeyini görmeniz gerekmez. Bir vasıtanın lastiklerini görmek önemli değildir. Çünkü arabalar yeterince yüksektir dolayısıyla aynaların hemen arkanızdaki yerin 20 cm üstünde olacak şekilde ayarlanması gereksizdir. Arkanızda olabildiğince uzağı görebilecek şekilde ayarlarken dikkat edeceğiniz şey kör alanları küçültülerek arkanızdaki bir aracın bu alana girdiğinde bir ucunun, önü yada arkasının, aynalarınızın görüşü içinde kalmasıdır. Yani bu alan içine bir arabanın yada motosikletin tamamen görünmez kalacak şekilde sığmasını engellemek gerekir.

Ayar için motorunuzda dik pozisyonda oturun ve önünüzden bir arkadaşınız sizin periferik görüş alanınızdan çıkıncaya kadar geriye doğru yürüsün. Bu arada siz sürekli ileriye bakıyorsunuz, başınızı ve bakışlarınızı kıpırdatmıyorsunuz. Kişinin sizin peri ferik görüş alanınızdan çıktığı noktaya bir kuka(işaret) koyun. Şimdi aynı şahsın tam arkanızdan işaretlediğiniz bu noktaya doğru yürümesini isteyiniz. Kişi işaretli noktaya doğru yürürken bu seferde aynalardan kaybolduğu yeri işaretleyiniz. İşte işaretlediğiniz bu iki nokta arasındaki alan sizin kör alanınızdır. Bu iki nokta arasına giren bir aracın bir tarafı aynalarınız tarafından tespit edilecek tarzda ayarlarının yapılmış olması lazımdır. Ayarlayamıyorsanız o zaman aynalarınız yeterince büyük değildir. Daha büyük ayna kullanınız.